Doğru okul seçimi, meslek hayatına atıldığım ilk günden bugüne kadar karşılaştığım bitmek bilmeyen bir sorundur. İnsanlar en kıymetlileri için en doğru kararı vermek isterler ve o okul, bu okul dolaşır ve çocuklarının en mutlu olacağına ve potansiyeli en iyi şekilde kullanabileceğine inandıkları okulu ararlar. Aslında insanların bu kaygı ve arayışı da çok doğaldır, çünkü 21.yüz yıl çocukları zamanlarının çok büyük bir bölümünü aileleri ile değil emanet edildikleri okullarda geçirirler.

Özünde siz hangi okulu tavsiye ederseniz edin aslında hemen hemen tüm veliler çocuklarından çok kendilerine okul seçerler. Maalesef günümüzde okul isimleri bir prestij yarışına dönüştüler. Bitmek tükenmek bilmeyen vaatlerin odak noktası haline gelen özel okulların bunun temel nedeni olduğunu da sanırım herkes biliyor. 

Peki bu kadar özel okulun var olduğu bir dünyada biz çocuklarımız için en doğru kararı nasıl vereceğiz? 

Aslında temel de bu sorunun cevabı çok kolay olsa da, pratikte de bir o kadar zor. Şimdi sizden beş dakika ayırmanızı ve kendinize şu soruları sormanızı istesem. “Ben çocuğumu ne kadar tanıyorum?”  Onun için gerçekte ne istiyorum? Eğitim Hayatı ona hangi becerileri kazandırmalı? Cevabınız ne olurdu? 

İlkokul temel anlamda çocuğun ailesi ile birlikte oluşturduğu kişilik özelliklerinin tam anlamıyla doğru desteklendiği yer olmalı. Çocuğun özgüven, kendini ifade etme, birey olma gibi özelliklerinin gelişimi bu noktada referans olmalıdır.

Biliyoruz ki Türkiye’de birçok velinin özel okul seçiminin temelinde yabancı dil yatar ancak  unutulmamalı ki dil edinimi küçük yaşta olur. 12 yaşına kadar çocuk hedef dili ana dilini öğrendiği gibi öğrenebilir ve bu ancak dile maruz kalarak gerçekleşebilir. Çocuk öğrendiği dili kullanmaya ihtiyaç duymazsa her zaman kendisini daha rahat hissedeceği ana dilini tercih eder. Bir çocuğun dili kullanmaya ihtiyaç duyması da ancak native speaker öğretmenlerle olur. Özel okul seçimini dil tercihi için yapan velilerin en çok dikkat etmesi geren şey okuldaki native speaker öğretmenlerin sayısı ve yeterlilikleri olmalıdır. 

Lisede ise durum çok farklı. Lise eğitimi çoğu zaman üniversiteye açılan kapı gibi görülse de lise eğitimi dünyaya açılan kapıdır. Öğrencinin gittiği lise ona ne gibi farklı imkanlar sunuyor bu tartılmalıdır. Okul Exchange programlara ne kadar katılıyor? Yurtdışı eğitim danışmanlığı veriyor mu? Kariyer günleri düzenliyor mu? Akademik kadrosu kimlerden oluşuyor? Toplum Hizmeti ve çevresel farkındalıklar konusunda öğrencinin aktif rol almasını sağlanıyor mu? Bu ve bunun gibi sorular lise seçimi için temel oluşturmalıdır.   

Çocuklarınız ister ilkokul ister lise öğrencisi olsun, onun yeterlilikleri, onun istekleri ve onun becerileri ama en önemlisi onun hayalleri sizin en temel kriteriniz olmalıdır. Çocuğunuzun doğasına ve hayallerine saygı duyarak yapacağınız her seçim onun geleceğe sağlam temellerle hazırlanmasında ki en temel hazine olacaktır. 

Tuba Aksoy